Top

Kartal, 40’lı senelere vardığında yaşlaniyor. Gagası içe doğru dönüyor, pençelerindeki tırnakları içe dönüyor , gagasını ve pençelerini kullanamaz hale geliyor. Tüyleri dökülüyor, kanatları zayıflıyor. Buraya kadar her şey normal ama bazı kartallar bunu kabule geçmiyor! Dağın en tepesine bir yuva yapiyor kendine, dönüşümün o sancılı sürecine katlanmak üzere çekiliyor inzivaya.

Önce gagasını vurmaya başliyor dağın kenarında taşlara, vura vura en sonunda gagası düşüyor, tıpkı insanın kendi dönüşüm sürecinde tek tek katmanlarını soyması gibi..Yerine zamanla yeni gagası uzuyor..

Yeni gagası ile o yaşlanmış artık kullanamaz hale geldiği tıırnaklarını söküyor! Onların da yerine yenileri uzuyor zaman içinde..

Sıra geliyor tüylerine : Yenilenmiş pençeleri ve gagası ile dökülmüş, zayıflamış tüylerini tek tek yoluyor ve yerine yeni genç tüylerin uzamasını bekliyor.

Bu dönüşüm yuvasında geçirdiği zaman elbette sancılı oluyor ama sonunda o dönüşüm tünelinde çıktığından yenilenmiş, kendi potansiyelini daha fazla keşfetmiş bir şekilde çıkıyor. Ve başliyor diğer kartallardan çok daha yükseklerde uçmaya ve ortalama ömrüne 30 sene daha katmış oluyor..

İşte kartallar yüksek uçar lafının esas hikayesi bu. Bazılarımız değişime direncimizle yaşiyor ve öylece geçiriyoruz hayatlarımızı. Ama bazılarımız kendi içine bakma cesaretine sahip olarak o sancılı dönüşüm sürecini göğüslüyor. Değerlerini derinden keşfetmiş ve onlara uygun bir yaşam yaratiyor kendine..

Bir kartal gibi dönüşümü başlatmanız ve daha yükseklerden uçmanız dileğiyle,